Bir teori, fikir, tez, nazariye, görüş veya tartışma meselesini incelerken yapılmaması gereken şeylerden birisi mevzu-u bahsolan meselenin her madde ve unsurunu aynı anda ele almak; bununla da kalmayıp bunu farklı yönleriyle göstermeye çalışmaktır. Anlaşılması zor bir şeyi idrak mevkiine intikal ettirmek için onun detaylı ve sistematik olarak parça parça ve sindirerek ele alınması gerekir. Ona istinaden münferit ve kendi içinde kapalı konuları tek tek incelemek sıhhatli ve sonucu herkese yarayacak tartışmalar gerçekleştirmemizi temin eder.

Kendisini ikna etmiş ve samimi olan insanlar tartışmaktan korkmazlar. Bunun zıddı olan ve görüşünün masaya yatırılmasından korkan, beceriksiz insanlar ise meseleyi karanlık odada dövüşe, kaygan zeminde yarışa, bulanık suda çekişe çevirmek isterler. İnsanlık tarihi boyunca çok çeşitli konularda haklı ve haksız insanlar tartıştılar. Tartışan, çatışan, dövüşen, atışan insanlar bunu meşru ve gayri meşru usul ve üslup ile ifa ve ika etti. Biz de bu tecrübelerin getirdiği tartışma hilelerinin tespiti ile daha berrak bir zeminde bir mütalaa etmek istiyoruz. Bu politika hakikati arayan herkese yarayacaktır. Bu yüzden evrim teorisinin her konusuna “donkişot”vari bir dalış yapmadan objektif bir zihin ile özelleşen meseleleri tartışmayı münasip görüyoruz.

Körelmiş veya Artık Organ İddiasının Değerlendirilmesi

Evrim Teorisi kapsamında canlıların zamanla kullanmadığı organların köreleceği ve artık organ haline geleceği öngörülmektedir. Bu ise doğal seleksiyon ve mikromutasyonlarla zaten rakiplerini eleyip geldiği söylenen tabiyata mukavemetli organların köreldiğini söylemektedir. Yani organların bir yandan canlının yaşamasını sağlayan en iyi seçenek olduğu ve bu yüzden oluştuğu izah edilirken aynı zamanda bu özel seçim organların köreldiği söylenmiştir. Bu iddia baştan böyle bir handikapı bünyesinde taşımaktadır. Yani körelecek veya körelmiş organ olarak tanımlanan organ aslında zamanla canlının yaşayabilmesini sağlayan en iyi şekle sahip olduğu söylenmesine rağmen körelmiştir.

Körelmişlik fikri organın hiçbir işe yaramadığı tespiti ile ortaya çıkmıştır. Zamanında tiroid, timus, dalak, bademcikler, apandis… gibi organlar artık organ ilan edilmiştir. Çünkü bu organların herhangi bir işlevi yok sanılıyordu. Halbuki daha sonra araştırmalar tiroid bezinin beyin gelişiminde, metabolizmada; timusun lenf sistemindeki T hücrelerinin gelişiminde vs. işlevi büyük olduğunu gösterince bu iddialar çürütüldü. Apandis de körelmiş ve işe yaramaz bir organ olarak hemen evrim teorisi tarafından benimsenmişti. Daha sonra içindeki lenfatik nodüllerin varlığı ve bakteriyel enfeksiyonlardaki işlevi anlaşılınca gereksiz denemeyecek bir organ olduğu görüldü.

Burada dikkat edilmesi gereken şey “körelmiş” organ diye adlandırılan ve içine evrimsel bir senaryo konulan organın gerçekten gerilemek ve körelmek için bir sebebinin olmasının gerekliliğidir. Yani bir organ işlevi olmadığı sürece kullanılmaz ve kullanılmayan organ da körelir. Ancak bu organın körelmiş olması iddiası doğrudan bunun işlevlerinin kanıtlanmasıyla çürütülebilmektedir. Apandis organı insan anatomisi ve histolojisi dersleri verilen tıp fakültelerinde incelenen organlar arasındadır. İçerisindeki lenf nodüllerinin özel olarak incelenmesi bunların işlevsiz olmadığına fiili bir delil olarak yorumlanmalıdır kanaatindeyiz. Nitekim Duke Üniversitesi’nden Prof. Dr. William Parker apandisin buna ek olarak bir de “faydalı bakteri evi(safe house)” olduğunu söylemiştir. Yani apandisin körelmesi için bir sebep dahi yoktur. Çünkü körelmiş olması fikri bunun işlevsiz olduğu zannedildiği için akıllara gelmiştir. Şayet bir işlevi olan organın bu özellikleri bilinseydi bu iddia edilmeyecekti. Ancak iddia edilmekle kalınmadı, buna evrimsel bir pay çıkarmak ve senaryo üretmek bu kadar kolay olmuştur. Bu kolaylığa dikkat çekmek isteriz. Zira bunun sebebi diğer hayvanlarla karşılaştırmalı anatomi bile eksik yapılmasına rağmen “gözlemlenmemiş bir değişim” yani türleşme süreci “a priori” kabul edilerek “yanlışlanamayan” bir şekilde izahat verilmesidir. Kısacası evrim bir önkabul addedilerek olgular değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmeler de her nasılsa “evrimin delili” olarak düşünülmektedir.

1. Evrim doğruysa ve apandis işlevsiz ise “körelmiş”tir.

2. Apandis körelmiştir ve bu yüzden diğer canlılarda daha büyüktür.

3. Körelmiş organların olması evrime bir delildir.

Bu akıl yürütme tarzı bir totolojiyi gösterir. Yani iki organ arasında benzerlik görülmesi hayvanlar arasında bir “ortak ata” olmasını gerektirmez. Buna evrim “önkabul” olarak alınarak ulaşılmaktadır. Yanlış bilgi üzerine ve evrim teorisi bir “a priori” alınarak ulaşılan bilgi yine evrime delil olarak gösterilmiştir.

Genetik bilgilere göre bir organın kullanılmaması sonucu köreleceği gibi bir netice hasıl olamaz. Bu Darwin’in teorisini ortaya koyarken Lamarck’tan etkilenerek ilave ettiği bir görüştür. Organlardaki sonradan kazanılan özelliklerin nesillere aktarılması fikri daha sonraki deneysel olarak Mendel ve Weismann’ın çalışmalarıyla çürütülmüştür. Körelmiş organ tezi de bu anlayışın bir “körelmiş kalıntısı”dır. Apandisin bir körelmiş organ olarak algılanması için bir delil görünmemektedir. Ne işlevsiz kalmış bir organ, ne de gerilemesi için bir mekanizma öngörülebilen bir organdır.

İlaveten, bazı primat sınıfında tasvir edilen maymunumsularda “apandis” organı yoktur. Bu organın tavşan ve sıçanlarda olup maymunumsularda olmaması evrim açısından çok ciddi bir sorundur. Bunun sebebi apandis organının bir kalıntı olarak görülmesi ile izah edilmeye çalışılmıştır. Apandisi kalıntı olarak kabul edemeyeceğimizi işlevlerinden anlayabilirsek, bunun “evrim ağacı” olarak düşünülen tabloya ne kadar zıt olduğunu görebiliriz. Zira bunun olması için “aynı yoldan apandisin yok olup tekrar insanda oluşması” mecburi olacaktır. Richard Dawkins ise Kör Saatçi adlı kitabında “evrimin aynı patikadan iki kez geçmesinin” Dollo Yasası’na göre mümkün olmadığını ifade etmektedir. İstatistiksel açıdan da bunun gerçekleşmesinin izahtan vareste bir şekilde nasıl bir ihtimal olduğu zannederiz çok açıktır. Kısacası apandisin “maymunumsularda gerileyip insanda oluşması” mümkün değildir. Bazı evrimcilerin izahlarında “tavşanlardan sonraki bir maymun ailesinde gerilediği, diğer ailede gerilemediği” bu yüzden bazılarında bu organın başgösterdiği iddia edilse de bu beyanatın geçersiz olması 2 sebebi vardır; (1) apandis işlevleri bilinen ve kalıntı olduğunu düşündürecek bir delile sahip olmayan bir organdır, (2) maymunumsularda insanda gerilememiş bir özelliğin gerilemesi “evrim ağacı”na göre sorunludur. Çünkü bunun kötü bir özellik olması halinde insanda gerilemesi çok daha büyük ihtimal iledir. Bu bilgiler evrim savunulmak için önkabule binaen yorumlanmaktadır.

Apandisin bazı maymunumsularda olmayıp tavşan ve sıçanlarda olması durumu evrim için umulmadık bir şeydir. Çünkü hem sayılan sebeplerden hem de bir organın yok oluşu veya gerilemesi hadisesi için yeterli zaman sorunları sebebinden bu önemli bir noktadır. Bazı maymunumsularda var ise ve insanda var ise; aynı zamanda da bazı maymunumsularda yok ise buna evrimcilerin “ortak bir maymunumsu ata”da olması gerektiği şeklinde bir yorum getirmesi beklenir. Bu ise yakın bir ata olmak durumunda olacaktır. Bu yüzden apandisin yok olması için yeterli süreyi hem karşılamayabilecek, hem de apandisin yok olması gerektiğini “genlerin” nereden bildiğine dair bir mekanizma öne sürülemeyecektir. Misalen genetik olarak cılız bir insanın spor yaparak kaslı olma özelliği sonraki nesilllere aktarılamaz. Bu bakımdan körelmiş olarak vasıflanan bir organın kullanılmamak hasebiyle körelmesi durumunda bunun genetik olarak geçmeyeceği açıktır. Genlerle körelme mekanizması ise yoktur. Neo-darwinistlerin körelmeyi mutasyon temelli izah etmeye çalışmaları bir mekanizma önerememektedir.

Artık organ mefhumu şayet gerçek olsaydı bile evrime alternatif görüşler açısından bir mesele teşkil eden bir hal vaki olmazdı. Zira organların zaman içinde pek çok faktör ile işlemez, kullanılamaz hale gelebilmesi mümkün ve muhtemel olarak düşünülebilir. Bu yüzden “artık organ” mefhumunun evrim teorisi açısından tüm anlatılanlara rağmen gerçek olması halinde bile bilimsellik açısından “rakip teorilere üstünlük” ilkesi bakımından bir delil teşkil etmesi söz konusu değildir.

Reklamlar