Görsel

Kur’an’da 19 sisteminin var olduğu iddiası ile Reşat Halife diye bilinen bir Mısırlı din adamını takip eden Edip Yüksel bununla da kalmayıp Atatürk’ün de hayatında 19 sisteminin olduğunu söylemektedir. 19 sistemi ve Kuran ile bağlantısı bir yana, Atatürk ile bağlantısına dair bir inceleme yapacağız. Zira Kuran ile ilişki çok daha hacimli bir mufassal çalışmayı gerektirmektedir. Evvela bilimsel metodoloji ile ilgili bir giriş yapacağız.

Bilginin subjektivizmden objektif zemine getirilmesi için “tesadüf-tevafuk” ayrımı yapılması şarttır. Bunun manası bir deneme ile ulaşılan neticelerin işaret ettiği bulgunun anlamıdır. Yani bir hadiseye şahit olduğumuzda ondan çıkardığımız sonucun genellenmesi, diğer hadiseler hakkında genellemeler ile yorum yapabilmemiz için bize gerekli olan bilgiyi oradan çıkarsamamız bunun kesin bir sonucu göstermesi ile mümkündür.

Bilimsel bilgi insanın en muteber bilgisidir. Çünkü gözlemlere, deneylere, mantığa ve ispata dayanır. Bilginin güvenilirliği, yanlışlanabilirliği, duyarlılığı kriterlerini karşılamaktadır. Test edilir ve doğrulanır.

Bilimin dışında sıklıkla bilimin terimlerini kullanan “sözdebilim” vardır. Bilimsel süreçten kopuk, test edilip doğrulanmadan uydurulan iddialar ile pek çok spekülasyon yapılır. Genel olarak insanların test edemeyeceği veya test edip düşünme menzilinden mümkün mertebe uzak bulunan meseleler üzerinde bu spekülasyonlar tarih boyunca çok çeşitli sayıda ve yoğun bir şekilde sergilenegelmiştir.

Sayısal olmayan verileri -örneğin psikoloji araştırmaları- inceleyip bilimsel sonuçlara ulaşırken bir matematikselleştirme işlemi yapılmaktadır. Buna tıbbi araştırmalardaki vakaların istatistiksel mütalaası da dahildir. Bu bilgilerin karşılaştırılabilir hale gelmesi için “işlemsel tanım” denilen bir süreç ile hadiseler kodlanmakta ve birbiriyle kıyas edilmektedir. Bunun için “kavramsal geçerlik” kriterini sağlaması gerekir. Kavramsal geçerliğin (1) ölçümsel güvenilirlik, (2) duyarlılık gibi basamakları bilimsel süreçlerde kendini gösterir. Verilerin güvenilir olması ve ölçülen şeyin saptanmasındaki hassasiyeti, yapılan çalışmanın doğruluğunu tespitte karşılanması beklenen külfetlerdir. Bunların dışında ölçülen verilerin geçerliliğine etki eden şey “kirlenmiş işlemsel tanım” kavramıdır. Yani asıl bilimsel araştırma konusu olan şeyin ölçülmesinde yanlışlıkla ölçülen farklı nesneler mevzu-u bahistir. Bu yüzden yapılan çalışmanın kıymeti azalmaktadır. Bilimsel değer, duyarlılığı yüksek, çözme derecesi büyük, güvenilirliği uygun ve hedefe tam müsait olan şartlarla artar.

Bunlar ile birlikte önemli olan ve istatistikte kullanılan önemli bir kavram da “korelasyon”dur. Korelasyon iki kavram arası doğrusal ilişkileri ifade eden bir terimdir. Ancak nedensellik ilişkisini göstermez. Mesela yazın gelmesiyle dondurma satışları artmaktadır. Buna “sıcaklık arttıkça dondurma üretimi artmaktadır” şeklinde nedensel bir açıklama getiremeyiz. Sadece birbiri ile “korele” olduklarını söyleyebiliriz. Bu yüzden istatistiksel çalışmalarda korelasyon gösteren iki durum veya kavram için nedensel ilişkilerin her zaman kurulabilmesinin mümkün olamayacağı göz ardı edilmemelidir. Yani “sıcaklık arttıkça terleme artar” gibi nedensel ilişkiler olabilmesine rağmen “nedenselliği korelasyona bağlamak” hatalı bir davranıştır.

Deneyler bu aşamalar tamamlandıktan ve kavramlar matematikleştirildikten sonra yapılmaktadır. Deneysel çalışmalarda bir deney grubu, bir de kontrol grubu mukayese edilir. İki grup arasında sadece bir fark vardır, bu farkın etkisi incelenir. Bağımlı değişken denen bir kriterin değişmesi, “sabit kalan” bağımsız değişken kriteri ile incelenir. Kontrollü olarak elle değiştirilen bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisi incelenir ve mukayese edilir.

Bu yöntemlerle bir tesirin görülen hadiseye kesinlikle sebep olup olmadığını kontrol ederiz. Tekrar tekrar hatalı olup olmadığını dener ve muhakeme ederiz. Bilimsel çalışmaların en muteber kaynak olmasının sebebi yanlışlanmaya açık, test edilen ve sebepleri anlaşılan çalışmaların ürünü olmasıdır.

19 sisteminin Atatürk’ün hayatında gerçekten var olduğunun ispatı için Atatürk’ün hayatındaki -tüm tarih kaynakları incelenerek çıkarılan- sayısal verilerin toplanması gerekir. Dahası bu bilgilerin “ölçümsel güvenilirlik” kriterince doğru ve hakiki olması gerekmektedir. Bunun duyarlı olması için başka insanların hayatlarında da bu türden sayısal sistemlerin olup olmadığı “random seçme” ile rasgele denekler üzerindeki karşılaştırmalı çalışmalarla denenmelidir. Mesela bir grup insanın hayatındaki sayılar alınmalı ve rasgele -11, 23, 31 gibi- sayılar irdelenmelidir. Bunun yapılması esnasında aynı zamanda sayının olmadığı bölümlerin tüm sayılara göre hacmi de hesaba katılmalıdır.

Bu tür çalışmaların yapılarak ancak kesin hükme varılabileceği, bunun dışındaki birkaç düzen gibi görünen “sözde düzen” bilgilerine itibar etmemek gerektiği hatırda tutulmalıdır. Edip Yüksel bu süreçlerle objektif bir inceleme yapmak yerine örneklerini sıralamakta ve “10 örnek sonrası anlamlıdır” mantığı ile bilimdışı bir iddiada bulunmaktadır. Bunun anlamsız veya “tesadüf” olduğunu söyleyenleri de “kritik edemeyen, cahil” diye vasıflandırmaktadır. Üstelik anlamlı tesadüfü kafasından “3 tane isim tesadüfen gelemez” gibi hükümlerle sistematik olmayan usullerle ortaya koymaya çalışmaktadır.

Edip Yüksel’in iddialarını buraya derc ederek değerlendirelim. Kendisi bir hadisenin “raslantı olarak görenler ve görmeyenler”ce değerlendirileceğini ve bunun sistematik ve bilimsel bir muhakemesinin yapılamayacağını düşünmektedir. Yani insanların sadece buna karşı “fideist(imancı)” tutum geliştirebileceklerini ima ederken bir yandan da “bilimsel, istatistiksel” gibi kelimeler kullanmakla “sözdebilim” tanımına çok uygun bir üslup içine girmektedir.

Edip Yüksel’in argümanlarını değerlendirmeden önce kendi iddiasının doğası hakkında bir avantajına işaret etmek istiyoruz. 19 sisteminin nasıl olması gerektiğini bilmememize/bilmemesine rağmen 19 ile ilgili argümanları rahatça bulabilme kolaylıklarından bir tanesi “bir kural, kaide içinde olmadan herhangi bir şekilde 19’u çağrıştıran her şeyi alabilme özgürlüğü”ne sahip olmasıdır. Bu şekilde alabildiğine kolaylaşan bir arayışın içinde olmaktadır. Bulgularının ne kadar anlamlı olduğunu ise zanna, görüşe, inanca bırakmak yerine sistematik ve bilimsel süreçlere analiz ettirmenin daha mantıklı ve makul olduğunu düşünüyoruz.

(1) Atatürk’in doğum yılı 1881 = 99×19.

Atatürk’ün doğum tarihi künyesinde Rumi 1296 tarihine göre 1880’in sonları veya 1881’in başlarına tekabül etmektedir. Buna ek olarak Mustafa Armağan’ın aktardığına göre 1960’a kadar bazı kitaplarda doğum tarihi 1880 olarak yazılmıştır. Her ihtimalde de 19 Mayıs 1881 olamaz, çünkü en fazla 1881 başlarında olabilir. Buna binaen Behçet Kemal, Atatürk’e yazdığı “mevlüdün Atatürk versiyonu”nda 1880 senesini doğum olarak nakletmektedir. Bu açıdan bu senedeki muamma Edip Yüksel’in iddiasını birkaç yerden zayıflatmaktadır.

Hem 1881’in oran olarak 19’un katı olma özelliği, hem 1900’e kadar olan 19 sene tespiti çürüyebilmektedir. Yani aslında birkaç iddiası tek bir kabule dayanmakla daha da zayıf olma özelliği göstermektedir.

Görsel

(2) Nüfus cüzdanı numarası: 993.814 = 52306×19.

Atatürk’ün kurduğu ve adeta partisinin resmi ağzı olarak çalışan Ulus Gazetesi 1935’te Atatürk’ün ismiyle ilgili bir açıklama yapmıştır. Atatürk’ün ismi iki kere gazetede nüfus cüzdanının fotokopisi yayınlanmak suretiyle düzeltilmiştir. Bu nüfus cüzdanlarının ilkinde “Mustafa” ismi çıkarılmıştır ve Kemal ismiyle “993.814” no’lu kimlikle yayınlanmıştır. Bundan aylar sonra aynı gazete 993.815 no’lu nüfus cüzdanını, yani tekrar basım olan cüzdanı “Kamal” ismiyle yayınlar. Bunun da Türkçe olduğunu (kale manasına geldiğini) aynı gazete bir köşesinde izah etmiştir, Kemal olmadığını da ifade etmiştir. Yani nüfus cüzdanının numarası “993.814” iken yeni çıkardığı cüzdanındaki “993.815”tir.

Görsel

Edip Yüksel ise bu numaralardan işine daha çok yarayanı seçmiştir. Bunun diğerine ise uydurma demekle iktifa etmektedir. Çünkü bunun gerçek olmasının iddiası için büyük bir sorun olacağının farkındadır. Buna ihtimal vermese de Ulus Gazetesinin nüshasında bu fotokopilerin ikisi de vardır.

(3) Atatürk’ün aldığı madalya sayısı: 19.

Edip Yüksel’in bu iddiasının aslını neye dayandırdığı belirsizdir. Vikipedi Özgür Ansiklopedi’si “Atatürk’ün Ödülleri Listesi”ne göre 24 madalya ve 7 madalyon almıştır. Yabancı ülkeden aldıkları çıkarılırsa da bu sayı değişmemektedir. Zaten böyle 19 bulma gayretlerinin anlamlılığı da tartışmaya açıktır. Buna göre burada 19’a işaret yoktur.

(4) Hayatındaki en önemli şehirlerin(Selanik, Samsun, Ankara) Osmanlıca’larının ebced değerleri de 19’un katıdır.

Edip Yüksel, zaman zaman 19 sayısını tutturabilmek için daha kolay bir yöntem olan “diller arasında atlama” keyfiyetini kullanmaktadır. Yani bu özgürlük bir sayıya ulaşmakta ona avantaj sağlamaktadır. Oranın tutmaması 19’un desteklenmemesi anlamına gelmezken, tutması desteklenmesi şeklinde yorumlanmıştır. Yani tutmadığı durumları yok sayabiliyorken, tuttuğu yerleri bir delil olarak görmekte bir mahzur bulmamıştır.

Atatürk’ün en önemli gördüğü şehirler kendisine sorulsaydı belki de ilk söyleyeceği şehir İstanbul idi. Ancak bu şehrin ebced değeri 19’a uymamaktadır. Uysaydı da bunun anlamını objektif şekilde söyleyememek gibi bir handikaba sahip iken bunlar ile sonuçlara gitmek bir hezeyandır. Üstelik bunların harf sayısı da, sıra sayısı da, Latince harf sayısı da bir şeye uymamaktadır. Sonsuz olasılık olmasa da bir geniş kullanım alanından ve geniş tarihi sayısala sahip bir kişilik olan Atatürk’ün hayatından sadece bir düzine 19 çıkarabilmiş olmak ve bu kadar engele takılmak herhalde “bilimsellikten uzaklık” derecesinin yüksekliğine işarettir.

Bütün bu siyasi tarihte sadece 20 küsür 19 sayısı çıkarılabilmişse ve bunların saydığımız sebeplerden çürütülüşü gerçekleşmişse buradaki ciddiyet tartışılmalıdır.

(5) Mustafa Kemal Atatürk isminde 19 harf vardır.

Evvela göze çarpan şey bu ismin değişmesidir. Atatürk kelimesi 1934 soyadı kanunundan sonra çıkmıştır. Mustafa ismi ise bahsedilen Ulus Gazetesi 1935 yayını ile isim olmaktan çıkmıştır. Yani Mustafa Kemal Atatürk ismi sadece 1 sene sürmüştür. Bunların dışında bu isim kabul edilse bile, o zaman kullanılan Osmanlıca yazılışında kelime 19 harf değildir. Aradaki sesli harfler 19 etse de, Osmanlıca’da bunlar yoktur. Harf sayısı daha azdır. Eğer ki az çıksa idi, bunun sonuna “Paşa” eklenmesi ile tamamlanması veya başına “Gazi” diye bir kelime eklenmesi itiraz edilemez bir durum yaratacaktı. Yani kuralların olmadığı bir düşünme zemininde Edip Yüksel kuralsız düşünmekte ve özgürce 19 sistemlerine gitmektedir. İsme “Gazi Mustafa Kemal” olarak bakılırsa itiraz konusu bulunamamaktadır, çünkü zaten bir kural yoktur. Bu ise “yanlışlanamayan” bir tez olduğundan bilimsellikten “sözdebilim”e doğru hareket etmiş uydurma iddialara benzemektedir.

Yani bütün bunların tutması bir tesadüf müdür, değil midir, bunun anlaşılması bilimsel süreç ve muhakemeye dayanmalıdır. Bunlar tek bakışlı, sistematik olmayan düz mantıklara kurban edilmemelidir. Edip Yüksel’in bu tavrı kendisinin bilimsellikten ne kadar anladığını ortaya koyan, istatistiksel analizin iddialarının neresinde olduğunu gösteren ve ciddiyetine olan inancı zedelemiş büyük bir hatadır kanaatindeyiz. Diğer örneklerin de incelenmesinden şimdiye kadarki ulaşılan neticeyi değiştirecek bir sonuç çıkacağına inanmıyoruz. Bu sebeple bu analizin yeterli neticeyi verdiğini düşünüyoruz.

Atatürk’ün hayatındaki tarihlerden başka sayıların da katları hesap edilebilir. Bu yüzden çok fazla sayı arasından 19’un katlarını seçip buna mucize demek mantığının Edip Yüksel’in diğer çalışmalarının da temelini oluşturmadığına inanmak istiyoruz. Allah’ın sisteminin, planının 19lu olaylarla olduğu iddiası, Allah’ın aklını okuma iddiası fikrimizce çirkin ve hadsiz iddialardır.

Reklamlar