Görsel

Kitap okumak günümüzün ve geleceğin entellektüel, mütehayyizan ve münevver sınıfının ihtiyaç, insiyak ve iştiyakıdır. Bu itibarla bunun usul-ü dairesince ifa ve icra edilmesinde dikkat edilmesi gerekli birçok mühim husus vardır. Şahsın birikimi, meyli, gayesi ve düşüncesinin çok belirleyici olduğu bu seçim ve okuma şeklinde belli bir üslubu merkeze alarak bunun yapılmasındaki genel hatları mercek altına alacağız.

Evvela meseleye nüfuzdan önce kitap okumanın gerekliliği üzerine bir iki kelam edelim. Kitap okuma esnasında gözler ve beyin koordinasyonlu çalışır. Harfler tek tek okunmaz, kelimelerin beyinde bir resim olarak kaydedilmesi mevzu-u bahsolduğu için bazı kalıplar doğrudan algılanır. Bu yüzden büyük harflerden oluşan metinler tek tek harfler düzeyinde algılanacağından, okuması zorlaşır. Sol beyin harfler ve kelimeleri çözümler, sağ beyin ise tahayyül, tefekkür, tezekkür, tefakkuh, tasavvur işlerini idare eder. Yani sağ beyin kavramsal anlamayı, tenevvürü(aydınlanma); sol beyin ise mekanik, lineer, düz çözümlemeyi temin eder. İki beyin lobunu bir arada çalıştıran hal ve hareketler insanın yaratıcı düşünmesine yardımcı olur ve kapasitesini hat safada kullanmasına imkan verir. Kitap okumak da bu fırsat ve ayrıcalığı bünyeye tahsis, temin, takdim ve tesis eder.

Subjektif ve şahsi bir yönlendirme olmakla beraber, belli bir kesime ve gayeye hitap etmekle beraber bu tavsiyeler dizisinin asli hedefi kitaplardan beklenti içinde olan ve kişisel gelişimini önemseyen insanlardır. Bu açıdan tamamen şahsi görüşlerimden müteşekkildir. Kitapların bir neslin bilgisinin ileriki nesillere aktarılması gayesini temin eden araçlar olduğunu düşünen bendeniz, ilmiyet endişesi olan insanların kitap seçiminde dikkat etmesi gereken hususları şu şekilde tanımlıyorum:

1. Okunacak kitabın muhtevası, içeriği kadar tasarımı da çok mühimdir. Yazı boyutu yeterince büyük olmalıdır. Bir yazar sırf kitabı olsun diye kitap yazmışsa sizin zamanınızı almaya hakkı yoktur. İddialı veya gerçekten ne yaptığını bilerek yazılmış bir kitabın sahibi kitabının rahat okunmasını temin eder. Yazının fontunu önemseyen yazar, okunmasını da önemsemektedir. Denemeler, boş romanlar, aksiyon-fantastik gibi türler tamamen olmasa da büyük ölçüde zaman kaybıdır. Başarı oranının az olması da bu konuda kitap yazmanın kolaylığında yatmaktadır. Bu sebeple bu tür kitaplarla vakit öldürülmemelidir.

2. Kitap eğer ki tercüme ise kitabı çeviren yazarın tercüme ettiği alanda uzman olması çok önemlidir. Zira konuyu bilmeyen bir insan, terimleri ve konunun bütününü çevirmekte büyük hatalar yapar. Ayrıca ifade kabiliyeti de tahdid edilmiş olur. Sınırlı bakış açısıyla kolayı zor yapmada uzmanlaşır.

3. İlmi bir konuda kitap yazan yazarların kitabın uzunluğu ve kaynakların çokluğu dengesine dikkat etmek gerekir. Kaynak belirtmeden yazılan kitapların bilimsellikle alakası olamaz. Nadiren kişisel görüşler ve çıkarsamalar ile tahlil kitapları olabilse de, bu tür kitapların çok nadir zekaların ürünleri olduğu unutulmamalıdır. Bu açıdan kitabın kalitesi ve ilmiyeti kaynak sayısı ile doğru orantılıdır. Yine de bu bazı çevrelerce demagoji unsuru olarak istismar da edilebilir. Konunun özüyle ilgili olmayan kaynakların bir cümlesinin alındığı yerlerle kaynak bölümü doldurulmuş yazarlar hususi olarak yabancı kaynaklarda görülebilen bir durumdur.

4. Bir yazar 1000 sayfalık bir kitap yazmışsa, o yazar gafildir. Hiçbir okuyucuya seslenmek isteyen insan bunu taşınması(1), bir anda okunması(2), bütünlük içinde anlaşılması(3), başının sonunun bağlantısının oluşması(4), konunun sapmadan içinde özgün şekilde kalması(5) imkansız olan bir eser telif etmez. Bunu yapan insan demagoji arayışındadır. Bir konuda çok bilgili ise, bunu belli vechelerini farklı eserlerde izhar ve ikrar edip tek kitapta toplamakta ısrar ve ihsas(kötü iş yapma) etmez. Bunu bilgili görünmek için bir kamuflaj gibi kullanmaktadır. Çünkü bilgisi, istidad ve iktidarını test etmek kitabın hacmi dolayısıyla güçtür. Kaldı ki kendisinden sonra araştırma ve inceleme yapacak bilim adamlarının da işlerini zorlaştırmış ve niyetini baştan belli etmiştir. Netice itibariyle uzun kitap yazan yazar samimi ve iddialı ve faideli değildir.

5. Bir kitap bir yayınevinin serisi olarak yayınlanmışsa o kitaptan hayır gelmez. Zira yazarın özgün bir eser verdiğine inancı, kitabına yapılan bu kategorizasyon ve sıradanlaştırma hareketine bir aksülamel, tepki ve reaksiyon husule getirmesi lazım gelirdi. Bir yazar buna göz yumabilmişse, kitabının sıradan olduğunu kabul etmiş demektir. İstisnaları göz ardı ederek genelleme yaparsak, çok kitabın içinde bir kitap olmayı iddia etmemiş bir kitap özel olmayı hak etmez. Çokun içinde sıradan olmak tercihe medar olmaya hak kazanmaz.

6. Bir kitap sadece bir bölümden oluşuyorsa ve sistematik şekilde bölümlere ayrılmamışsa o kitaptan bir hayır gelmez. Diyalektik düşünceye sahip olmayan bir yazar, konuyu önce parçalara ayırıp sonra birleştirerek kitap yazmayı akıl edemez. Bu idrakte olmayan bir yazar, asıl yazar değildir. Yazarlığın eleştirisi de kitap tercihinde müessir bir kriterdir. Bu sebeple iyi bir kitap sistematik bir şekilde en ufak detayını “içindekiler” bölümünde vermelidir. Bunun manası kitabın muhtevasını kitabı satın almadan bile ifşa etmenin yazar için bir mahzurunun olmadığının yazar tarafından iddia edilmesidir. Yazar bu davranışı ile içeriğe güvendiğini ve kitabın satın alınması ve okunmasında okuyucunun ne kazanabileceğinin tam olarak bilinmesi halinde tercih edileceğine inanır. Bu da yazarın ve kitabının iddialı olduğunu gösterir.

7. Bir kitabın başlığı çok özel veya çok genel ise yazarı kabiliyetsizdir. İlkinin sebebi, çok özel bir konuda çoğu insana hitap edecek kifayeti haiz olamaması gerçeğidir. Bu kitaplar akademik eser statüsünde bile olabilseler, sadece ilerde yapılacak ciddi çalışmalara “çorbaya tuz” katacak değerdedir. Satın alınıp, okunma ihtimalleri çok azdır. İkinci ise çok genel bir başlık atma ve kitabın özele inemeyecek kadar muhtevasız olduğunu gösterir. Mesela “Bilim” başlıklı bir kitabın tüm bilimi anlatması beklenemeyeceği için, bu kitabın içeriği aslında gizlenmiştir. Bu da yazarın bir kamuflaj çeşitlerinden birisidir ki özgüvensizliğin alametidir.

8. Bir kitabın konuları sistematik ise ve bir bütünlük arz ediyorsa bir handikapı daha vardır ki, bu da bölümlerin farklı yazarlar tarafından kaleme alınmış olma ihtimalidir. Bu şekilde üsluba müteallik bazı kusurlar doğacağı gibi, bütünlük tek yazardan sadır olan toplama göre çok daha kopuktur. Bu yüzden okuyucunun tek bir hatıra olarak kitabı hafızasına alma keyfiyeti sekteye uğrar. Bu da istifade ve kitaptan maksimum faidenin teminini asgariye indirir. Bilimsel yayınların objektifliği ölçüsünde, deneysel veriler dışında bir mütalaanın gerçekleşmediği -misalen tıp kitapları- kitaplarda bunun bir mahzuru olmaz. Ancak sosyal bilimlerde veya tahlil kitaplarında bunun mümkünatı yoktur.

9. Bir kitabın ismi çok iddialı şeyler ifade ediyorsa yazarı sahtekardır. Buna mukabil, kitabın başlığı çok iddiasız bir şeyse yazarı gereksizdir. Misalen “hayatın sırrı, herkesi etkileyin, zengin olmanın yolları” gibi iddialı isimler bir yazarın çaresizliğini bildiren birer alamet-i farikadır. Son çare olarak böyle bir isimle kitabı satmayı düşünmüş bir zavallıdır. Öte yandan “dünyanın en ünlü kedileri, köpek besleme yolları” gibisinden iddiasız ve gereksiz kitaplar da yazarın dürüst bir şekilde kabiliyetsizliğinin itirafıdır. Bu kitaplardan insanlara pek faide gelmez. Bilim terminolojisi ile hurafelerle insanları kandıran ve maatteessüf çok satanlardan düşmeyen gelecek yorumcuları, astroloji sözdebilimcileri, parapsikolojik inanışlara dair kitaplardan da insana bir hayır gelmez. Bunların kaynak bölümü boştur, yazarları eğitimsizdir ve iddialar büyüktür. Halbuki büyük iddialar için, büyük deliller gerekir.

10. Bir kitap bestseller, çok satan, büyük ödüllere sahip, çok okunan vs. ünvanlara sahipse o kitaptan bir hayır gelmez veya nadiren gelir. Zira çoğunluk her zaman veya çoğunlukla yanılır. Mühim olan sürüye ayak uydurmak değil, hakikati terennüm eden azınlık sınıfın peşinden doğruya gitmektir. Toplumun çoğunluğu her zaman tacirlerin, büyük para babalarının, zengin şirketlerin hedefidir. Bunlara yedirilen şeyleri yemek, bunların giydiğini giymek, okuduğunu okumak ve seyrettiğini izlemek çoğunlukla hissi hüsranlara gark eder. Demek oluyor ki, çok satanlara aldanmamak gerekir.

Misaller uzatılabilse de biz sadece bu kadar tavsiye makamında takdim ettiğimiz tercihlerin esbab-ı mucibesi ile iktifa ediyoruz. Günümüzün internet modası sebebiyle kitaplara revaç ve rağbetin olmadığı minvalindeki asılsız görüşe katılanlar olacaktır, ancak kağıdı ele alıp onu hissederek okumanın yerini gözleri yoran ekran okuması alamayacaktır. Buna gerek de yoktur. İnternet ve kitaplar karşı karşıya değil, beraberdir. Birbirini güzelleştiren iki ilim kapılarıdır.

Reklamlar