Geçmişte yazılmış bir metni nasıl yorumlarız? Yorumlarken Anlam kaybına sebep olmamak için ne yapabiliriz? Diller arasındaki geçişlerde sağlıklı bir aktarımı sağlamak için neye dikkat etmemiz gerekir?

hghg

“Nasılsın?” denince insanlar “İyiyim” der. Şöyle düşünen insan var mıdır: “Nasıl mıyım, Ne asıl mıyım? Aslımı mı soruyorsun? Neyimin aslını? Aslım şudur ki…” Var mı böyle insan? Yok böyle insan. Olmamalı da. Çünkü Dil’in sosyal hayatta bir Bağlam’ı(context) vardır. Bir kelimesöylendiği o anda Özne, Nesne ve Bağlam arasında hemen bir yere yerleşir. Mana’yı yüklenirken Sözlük, Gerçek, Yan, Mecaz anlamları Bağlam’a göre zuhur eder. Nuh’a gemisine “Her hayvandan bir çift al” dendiğinde Nuh için HAYVAN kavramı anında şekil alır: “1. Gemiye alacağım hayvan, 2. Alabileceğim hayvan, 3. Çift aldığıma göre üresin diyedir, üremesi bana hizmet içindir, demek hizmetimdeki hayvan.” Çünkü her kelime söylenirken kendi söylenme evreninde “anlamlanır”. Nuh bu yüzden gemisine evcil hayvanlarından birer çift alır. İçine gergedan, zürafa, sinek gibi hayvanları koymayı düşünmez. Aklına gelmez çünkü. O sözü öyle anlamaz. Bizim de Nuh ne anlamışsa, onu aktaran tarihi bir metni öyle anlamamız icap eder.

Tarihi bir metin olan Kuran’ın yorumu da yazarın niyetine göre yapılabilir. Buna hermenötik metod denir. Bununla birlikte tarihsicilik(historicism) gibi hatalı yaklaşımlarla bazı Kuran hükümlerinin günümüzde artık geçerli olmadığını iddia eden (ör. Fazlurrahman ve Ankara Okulu mensubu bir grup ilahiyatçı) insanlar vardır. Hermenötik yöntemi kullandıklarını söyleyerek bu tür yorumlar yapmak tamamen yanlıştır. Kuran’ın bu şekilde Evrensel olmadığı iddia edilmekte ve ŞER’İ, Hukuki yaptırımları olan kurallarının o zamanın Arap dünyasında geçerli olduğu vehmedilmektedir. Yani Zina’ya sopa, Hırsız’a el kesme, Cinayet’e kısas veya kefaret gibi cezaların geçmişteki insanları ilgilendirdiği, artık Kuran’da bunlar yazsa da bunların geçersiz olduğu birtakım ilahiyatçılarca savunulmakta. Bu görüşün tamamen hatalı olduğunu vurgulayalım. Çünkü bu Kuran’ı gereksiz bir kitap kılmaktadır. Kuran’ın yazarı(Müslümanlara göre Allah, gayri Müslimlere göre insanlar) hiçbir şekilde böyle bir niyet taşımamaktadır. Hermenötik yöntemin tarihsicilerle bir ilgisi yoktur. Tamamen bilimsel bir yöntemdir. Bu yöntemle Kuran’ın yazarının gelecekteki sosyal hayata da hükümler koyduğunu anlarız. Çünkü bütün insanlara evrensel bir mesaj içerdiğini söylemektedir. Buna rağmen Metin ile Mesaj arasındaki ayrımı yapmak gerekir. Metindeki yerellikler Mesaj’daki evrenselliği zedelemez. Deve varken neden yürüyelim cümlesinin bize verdiği mesaj kolaylıklar varken zorluğu seçmemeliyiz olmalıdır. Teknoloji ne kadar gelişir ve ulaşım araçları ne kadar farklılaşırsa farklılaşsın, mesaj değişmez. Sadece dilin yapısı, formu değişebilir; özü aynı kalır. Bizim görevimiz de Dil’e ait form değişikliklerini Öz’e zarar vermeden günümüz diline Hermenötik metod ile aktarmaktır. Bu şekilde yerel metni günümüz yerel metnine dönüştürmekle aynı kalan Öz’ü korumuş ve ona ulaşmış olmaktayız.

Reklamlar