Mucize kelimesi Arapça’da “aciz bırakan” anlamına gelir. Peygamberler* kendilerine karşı gelenleri aciz bırakarak insanları ikna etmişlerdir. Ancak bu Mucize “doğaüstü” ile aynı anlama gelmez. Genel olarak insanlar Mucize ile Doğaüstü’nü aynı şey sanarlar. Halbuki Doğaüstü diye bir şey yoktur. Her şey Doğa’dır. Doğa’nın ötesinde, üstünde bir şey varsa Doğa’yı yanlış tanımlamışız, asıl Doğa üstündekilerle birlikte hepsidir. Yani Doğaüstü yapay bir tabirdir. Mucize’nin tek özelliği o zamanki insanı “aciz bırakmasıdır”. Herhangi bir olay olabilir ki, peygamberin o zamanki haklılığını ispatlar; işte o Mucize olur. Önemli olan peygamberlerin haklılıklarını hasımlarını aciz bırakarak ispatlamalarıdır. Yani Mucizeler aslında delillerdir. Öte yandan Musa’ya verilen Denizin İkiye Ayrılması olayı da Doğaüstü sanılarak Mucize tanımlanmaya çalışılır. Bu hadise Doğaüstü değildir. Deniz ikiye ayrılmıştır, ancak buna sebep olan bir Saik vardır. Yani ortada Doğa Yasaları denilen kurallara aykırılık olamaz. Güya bazı insanlar Doğa’nın Yasaları’nı çözdüklerini söyler. Bazı bilim adamları da bu insanlara dahildir. Gerçekte ise tek yaptıkları şey bazı Doğa olaylarını gözlemleyip, bunların tekrarlandığını görmek(mesela sürekli taşı atmaları ve sürekli yere düşmesi) ve bundan Yerçekimi Yasası çıkarmaktır. Gerçekte ise böyle bir Yasa’yı bulduğumuzu söyleyemeyiz veya bu yasaya bir şey uçtu diye aykırılık teşkil eder diyemeyiz. Bir şey Yerçekimi Yasası olmasına rağmen uçuyorsa onu uçuran bir Neden vardır deriz. Örneğimize dönersek, Denizler Ayrılıyor ise buna yol açan bir Neden vardır deriz. Bu da Tanrı’nın isteğidir veya Tanrı’nın görevlendirdiği başka bir Sebep’tir. Yani Doğaüstü değildir. Bazıları Mucizeler olurken Doğa Yasaları askıya alınır, kullanılmaz hale gelir veya Tanrı kendi yasasını çiğner gibi “anlamsız” ifadeler kullanmaktadır. Her şeyden evvel Tanrı’nın Yasası ile insanların keşfettiğini sandığı Doğa Yasası adını verdikleri kavram aynı şey değildir. Sadece Tanrı’nın Yasası vardır. İnsanlar onu Bilim yaparak çözmeye çalışır. Çözebildiği kadar anlayabilir. Şartlanmış bir şekilde Tanrı’nın Evren’e müdahale etmediği varsayımı ile taşın her zaman yere düşeceğini, suyun her zaman yerinde yüzeceğini zannedebilirler. Gerçekte ise Tanrı her nereye gitmesini istiyorsa, nesneler oraya giderler. Musa’nın denizi yarabilmesi için Su taneciklerini iki tarafa aktarmak istemişse, buna engel olabilecek bir şart ve durum olamaz. Burada herhangi bir Doğaüstü durum da yoktur. Çünkü Doğa’nın içinde Tanrı da vardır. Doğa her şey demektir. Doğanın üstü olmaz.

*Peygamber, Mucize, Tanrı kavramlarının tamamı İslam Fenomenolojisi kapsamında ele alınmıştır. İslam’ı kabul etmeyenleri -bu yazı için-kapsamaz.

Reklamlar