Kayahan’ın 1991 yapımı Yemin Ettim adlı şarkısı bence mükemmel haline ulaşmamış bir şarkı.

Bir sanat eseri için bu tarz kategorik lafızlar kullanmak istemezdim. Çünkü sanat eseri özgündür, mukayese kabul etmez. Sanatçı yükselmez, kemal merdivenlerini teker teker çıkmaz, ayakları yere basmaz çünkü. Ancak kendi hülyası içinde yüzer, uçar. Yine de bence bu şarkı işte tam o uçmak sırasında, vecd anında yere kapaklanıyor.

Şu kısma kadar bir şaheser olarak görüyorum:

asırlardır yalnızım pişmanım alın yazım. bir öfkeye mahkum ettik her şeyi, bir yemin ettim ki dönemem. hüzün tünellerinde, soldum kederlerinde. cehennemde yansın bu dilim, bir yemin ettim ki dönemem. seni versinler ellere beni vursunlar, sana sevdanın yolları bana kurşunlar. kıyametler kopuyor zavallı yüreğimde tükendim tükendim, tükendim artık.

Burada şair vazgeçmiş. Aşkıyla beraber kendisi de ölmüş. Kurşuna dizilmiş. Kabul etmiş durumda. Asırlardır yalnız. Dönülmez yollarda ve uçurumdan kendini atıyor. Artık olacaklar olsun varsın diyor, seni ellere versinler diyor. Bir güç buluyor ölümün içinde, vazgeçmenin yani ölmenin gücünü. Biz de onla ölüyoruz, kurşunları selamlarken birden şu dizelerle sersemleyerek yüzümüze su çarpılıp uyanıyoruz:

hiç mi özlemedin hiç mi hakkım yok. bir ara bir sor allah aşkına

O da nedir? Umut! Burada, bu şarkıda en olmaması gereken şey. Özlesin, arasın, sorsun diye bir talep. İstiyor: her şeyi vermek üzereyken. Geriye dönmedik mi biz şimdi? Hani yemin ettik biz, hani dürüsttük? Hani beraber ölecektik ya az önce? Şair sattı bizi. Beraber uçarken, ölüme doğru giderken bir anda arkasına baktı, bize, kendisine, her şeye ihanet etti. Ve taş oldu.

Bu yüzdendir, şarkının son kısmı bütün büyüyü bozuyor.

Reklamlar